ELİF SANCHEZ: TÜRKÜLERLE BÜYÜDÜM

0
196

Müzisyen bir aileden gelen ve 10 yaşına kadar ailesinden aldığı müzik eğitiminin ardından, İstanbul Devlet Konservatuvarı’ndan üstün başarı ödülü ile mezun olan Elif Sanchez, 2017’de Bill Pierce Ödülü ve Akdeniz Müzik Enstitüsü Ödülü’nü kazanarak Berklee College of Music’den mezun oldu.

Elif Sanchez Boston’da kaldığı süre boyunca, 2015’te kurduğu Mediant Collective grubu ile 14 Grammy ödül sahibi Javier Límon’un dikkatini çekti ve Refuge of Sound projesine konuk sanatçı olarak davet edildi.

2016’da Orta Doğu ve Latin müziğini harmanladığı projesiyle Latin Amerika’nın en popüler uluslararası TV kanalı Univision ile röportaj yaptı ve kendi bestesi de dahil üç şarkı kaydetti.

2020’nin son aylarında Türkiye’ye dönüş yapan Elif Sanchez, Cenk Erdoğan’la birlikte iki Türkçe, iki de Azerbaycan Türkçesi olmak üzere 4 şarkı kaydetti. Elif Sanchez ile 2021’in bahar aylarında tüm dijital platformlarda dinleyici ile buluşacak single çalışmasını, Berklee’ye uzanan müzik yolculuğunu ve gelecek projelerini konuştuk.

Elif Sanchez enstrüman olarak kendi sesini kullanmaya nasıl karar verdi?  

Ben müziğin içine doğdum ve kendi müziğimizi küçük yaşta çok yakından tanıdım. Kulağıma, yüreğime o zamandan işledi. Annem koro şefi olduğundan çok sık konserleri olurdu ve ben her konserine çıkar türkü söylerdim. Fakat büyüdükçe başka bir yöne gitmeye karar vererek klasik müzik eğitimi aldım. Enstrümanistim diye şarkı söylemeyi hiç düşünmemiştim. Konservatuvarda koro derslerimiz vardı. Sevgili koro hocamız Keysudar Sever’in sesimi duyduktan sonra beni Sibel Köse’ye yönlendirmesiyle şarkı söylemeye başladım. Sibel ile tanışmak benim için bir dönüm noktası gibiydi. Hayranı olduğum bir müzisyenin bana kapılarını açması ve bana en temel şeyleri sabırla öğretmesi benim için çok büyük bir heyecandı.

“Berklee ayrı bir serüvendi.”

Berklee dünya çapındaki en önemli müzik okullarından biri. Sizi orada okumaya iten neydi?

Türkü, Klasik batı müziği, Caz, Blues derken Türkiye’de çok bölündüm. Hepsini harmanlayıp kendimi ifade edebileceğim bir tür yaratmak istedim. Berklee de tam benim aklımdaki bu tanıma uyan bir okuldu. Berklee’nin sınavına girdim. Burslu olarak kazandım ve caz obua bölümünün tek öğrencisi olarak da mezun oldum. Tabii Berklee ayrı bir serüvendi. 4 yıl boyunca ne yapsam ne etsem derken dünya müzikleri yapan obua çalan ve şarkı söyleyen bugünkü ben oldum.

Ve oradayken 2015’te Mediant Collective grubunu kurdunuz… Bu süreci anlatır mısınız?

Mediant Collective benim Gilad Barakan’la tanışmamla başladı. Gilad Berklee’de tanıştığım en yetenekli gitarist ve bestecilerden biri. Bana kendi projesini çalmam için ulaşmıştı, o vesileyle tanıştık. Müzik yaptıkça kafalarımızın ne kadar uyuştuğunu fark ettik ve ürettikçe daha da çok üretmek istedik. Çok keyifli bir işbirliği çıktı ortaya. Bir konserde ‘Ayrılık’ türküsünü söylerken Gilad çok etkilenmiş ve kendi aranjmanını yapıp bana getirdi. Ben de onun aranjmanından çok etkilendim ve bunu kaydetmeye karar verdik. Telefonumuza kaydettik ve fikir almak için Matthew Nicholl’e yolladık. O da Javier’e dinletmiş. İkisi de çok beğendiler ve albüm kaydedelim dediler. Biz de 2015’te Mediant Collective’i kurduk. Albümümüz çıktı ve Avrupa turnesi yaptık fakat sonra herkes bireysel olarak devam etmek istedi ve ayrıldık.

Bir konsere konuk enstrumanist olarak davet ediliyorsunuz ve yolunuz Javier Límon ile kesişiyor. Hikayeyi sizden dinleyebilir miyiz?

Javier Limón’la yollarımız Akdeniz müzik Enstitüsü’nün yaptığı Paco de Lucia tribute konseri ile kesişti. Konuk sanatçı olarak şu an dünyadaki en iyi harmonika sanatçılarından biri olan Antonio Serrano’nun davet edildiği inanılmaz bir konser düzenlediler ve beni de çalmam için davet ettiler. Orada tanıştık. Sonra beni Refuge of Sound projesine davet etti.

“Yaptığım müzik tam anlamıyla dünya müziği.”

Yaptığınız müzik türünü Türkiye ve dünya standartlarında nasıl tarif edersiniz?

Amerika’da kaldığım süre boyunca farklı yerlerden gelen birçok müzisyen ile çalıştım. Birçok farklı kültürün müziklerini çaldım. Bunun şu an geldiğim noktaya çok büyük bir etkisi oldu. Müziğimi ve yaptığım nağmeleri bile farklı kılan budur. Farklı yerlerin müziğinden beni en çok etkileyen motifleri alıp kendi versiyonunu yarattım. Müziğimde birçok şeyin etkileşimi var. O yüzden de yaptığım müzik tam anlamıyla dünya müziği.

EP’nizde Cenk Erdoğan ile çalıştınız. Repertuvarı nasıl seçtiniz? Bizi nasıl bir çalışma bekliyor?

Cenk Erdogan’la calışmak benim için bir ayrıcalık oldu. Cenk benim için Türkiye’nin en iyi ilk 5 müzisyeni arasındadır. O yüzden inanılmaz keyifli bir süreç oldu. Türküler benim dinleyerek büyüdüğüm, çok sevdiğim türküler. Benim için özel olan türkülerden birkaçını seçtim. 2 türkü iki de Azerbaycan’ın en sevilen türkülerinden olmak üzere toplam 4 şarkıyı farklı bir sound’la kaydettik. Çok dinamik yeni fikirler denediğimiz bir EP dinleyeceksiniz.

Bundan sonraki projeleriniz neler?

Kafamda birçok proje var. Ama önceliğim EP çalışmamı olabildiğince çok insanla paylaşmak. Ondan sonra kendi şarkılarımdan oluşan İspanyolca ve Türkçe bir proje ve albüm yapmak istiyorum.