Cengiz Coşkun: “Hayatımın En Verimli Yılları”

‘1071 Malazgirt filmiyle beyaz perdeye dönen Cengiz Coşkun ile bir aradayız. Başarılı oyuncu, “Hayatımın en kendinden emin, en ne istediğini bilen, en verimli, en olgun dönemlerini yaşıyorum. 15 yıldır sektörde olmama rağmen kariyerimin asıl şimdi başladığını düşünüyorum” diyor.

0
68

Hayatınızın nasıl bir dönemindesiniz?
Hayatımın en kendinden emin, en ne istediğini bilen, en verimli, en olgun dönemlerini yaşıyorum. 15 yıldır sektörde olmama rağmen kariyerimin asıl şimdi başladığını düşünüyorum. Aynı zamanda kariyerim ile ilgili büyük bir eşik atlama dönemindeyim.

‘1071 Malazgirt’ filmi ile beyaz perdeye dönmek nasıl hissettiriyor?
Malazgirt 1071 muharebesi Sultan Alparslan’ın silah arkadaşları ile birlikte kendi ordusunun 10 katı büyüklüğündeki bir orduya karşı kazandığı gerçek üstü bir zafer. Bu zafer ile Türklere Anadolu’nun kapılarını açan ve vatan arayışına son veren Sultan Alparslan’a hayat vermek, herkesin yıllardır projelendirilip sinemada görmek istediği bir proje ile beyaz perdeye geri dönmek benim için çok gurur, heyecan ve mutluluk verici.

Nasıl bir film oldu? Ortaya çıkan sonuçtan memnun musunuz?
Ben çok büyük konuşmayı sevmeyen, yaptığı işte mükemmeliyetçi, her zaman daha iyisinin olabileceğini düşünen biriyim. Filmin montajı, kurgusu görsel efekt çalışmaları hala devam ediyor dolayısı ile filmin bütününü bende daha görmedim. Herkes gibi merakla filmin tamamlanmasını ve seyirci ile buluşmasını bekliyorum o yüzden size şu kadarını söylemek isterim elimizdeki imkanlar dahilinde en iyisini yaparak seyircimizin beklentisini karşılayacak heyecanlı dakikalar yaşatıp gururlandıracak bir film ortaya çıkacağını düşünüyorum.

Rolünüzün en çok nesini sevdiniz?
Adını tarihin sayfalarına altın harflerle ismini yazdırmış olan Sultan Alparslan rolünü herhalde oyunculuk yapan herkes oynamak ister. Öncelikle başlı başına karakterimin bütün özelliklerini sevdiğimi söylemeliyim zaten bana göre oynayacağınız karakterin özelliklerini sevmez, içselleştiremez ve inanmazsanız karakterin izleyici ile bağ kurabilmesinin ve izleyicinin sizi karakter ile bütünleştirmesinin çok zor olduğunu düşünüyorum.

Dublörlü sahneleriniz oldu mu?
Şimdiye kadar hiç bir zaman dublör kullanmadım. Genelde bütün sahneleri kendim oynamayı tercih ediyorum.

Sizi sık sık dönem projelerinde görüyoruz. Tesadüf mü, bilerek tercih ettiğiniz bir şey mi?
Bugüne kadar bana gelen projeler arasında dönem işleri olduğu gibi günümüz projeleri de yer alıyor fakat gelen günümüz projeleri arasında gerçekten beni heyecanlandıran bir senaryo ve karakterle daha karşılaşmadığım için epik konsept projelerde yer almayı tercih ettim. Kısacası proje seçerken ilk dikkat ettiğim unsur benim için önemli olan projenin ve oynayacağım karakterin beni heyecanlandırması.

O dönemlerde yaşamak ister miydiniz?
O dönemlerde hem yaşamak isterdim hem de yaşamamak. Yaşamak isterdim çünkü o dönemlerde her şey; besin kaynakları doğalmış ve savaşlar bile fiziki sıcak temasla çok daha mertçe yapılıyormuş. Günümüzdeki gibi düşmanı olsa bile uyurken kimse kimseyi bombalamıyormuş. O dönemlerde yaşamayı tercih etmezdim çünkü bugünün teknolojik imkanlarını ve rahatlığını görüp, tecrübe ettikten sonra geçmiş dönemin zorluklarına katlanmak, alışmak hiç de kolay olmazdı. Fakat geçmiş dönemlerde yaşayan ecdatlarımız büyük imkansızlıklarla mücadele ederek bizlerin şu anda tarih sayfalarında okuduğumuz belki de bugün burada olmamızı sağlayan, büyük gurur duyduğumuz zaferlere imza atmışlar. Bu sebep ile hepsinin önünde saygı ile eğiliyor ve ruhları şad olsun diyorum.

Öğrencilik yıllarınızda tarihe meraklı mıydınız?
Açık söylemek gerekirse hiç meraklı değildim, desem yalan olmaz hatta tarih notlarım maalesef genellikle diğer ders notlarımın altında kalıyordu diyebilirim (gülüyor).

“Kesinlikle oynamalıyım” dediğiniz bir rol var mı?
Evet var. Açıkçası ‘Joker’ gibi bir karakteri canlandırmak isterdim.

Oyunculuk kariyerinizde sizi en zorlayan şey neydi?
Yaptığın işte rüştünü ispat etme süreci her zaman zordur. Kolay kolay kimse seni kabullenmek ve şans vermek istemez. İşte bu şansı elde etme, bekleme, rüştümü ispat etme süreci benim için en zorlu süreçti.

Sizin için aşk ne ifade ediyor?
Benim için aşk kolay kolay bulunamayan, bedenimizde kimyasal ve fiziksel etkiler gösteren, din, dil, ırk ayrımı yapmayan, tanrı misafiri gibi beklenmedik anda habersizce kapınızı çalan, koşulsuz, her türlü fedakarlığı özveriyi umarsızca yaptığınız, ayaklarınızın yerden kesildiği, hücrelerinize kadar işleyen ve yakalandığında kaybedilmemesi gereken çok değerli bir duygu.

Sizinle ilgili en büyük yanılgı ne?
Hepimizin zaman zaman yaptığı gibi insanlar ön yargılı davranarak daha iyice tanımadan hakkımda aslında hiç olmadığım çok sert soğuk bir adam olduğumu düşünebiliyorlar. Sanırım bu insanlara çok çabuk güvenemediğim için farkında olmadan geliştirdiğim bir savunma mekanizması, bir duvar. Fakat beni tanıyıp vakit geçirdikçe, ben de karşımdakine güvenip savunma duvarımı kaldırdığımda aslında hiç de tahmin ettikleri gibi çok sert, soğuk biri olmadığımı söylüyorlar. Kişiliğimin çok daha farklı renlerini görüp şaşkınlıklarını yüzlerinden okuduğum, bana karşı tavırları değişen birçok kişi ile karşılaştım. Sanırım insanları şaşırtmayı seviyorum (gülüyor).

Bugüne kadar aldığınız en büyük risk neydi?
Çocukluğumda içinde oynadığım bir inşaatın bekçisine yakalanmamak için (çünkü bir keresinde bir arkadaşımı yakalayıp, çok kötü dövmüştü) 5. kattan hayatımı riske atarak diz boyu kumun üzerine atlamıştım. Şu an da belki de bu röportajı yapamıyor olabilirdik (gülüyor).

Yapılacaklar listenizde neler var?
Kendi yazdığım, oynadığım, yapımcılığını üstlendiğim ve yönettiğim projeler yapmak ve Allah nasip ederse baba olmak (gülüyor).